Abdullah Balak: Urfa’nın Son Usta Sesi, Ben derdimi Bülbüle anlatırım,
Hakkında
Abdullah Balak: Urfa’nın Son Usta Sesi, Toprağın Bağlama Tutan Evladı
Urfa, bağlamayı eline alanın “hoca” değil “hocası” olduğu şehirdir.
3 Şubat 1938’de Yusufpaşa Mahallesi’nde doğan,
ömrünü “Felek Sen Ne Feleksen” nidalarıyla yoğuran Abdullah Balak Hoca,
Şanlıurfa Asri Mezarlığı’nda toprağa verildi.
Urfa, en büyük bestecilerinden birini; türkülerine dert ortağı olan bir bülbülü uğurladı.
1. Yusufpaşa Mahallesi’nden Sınıflara, Sınıflardan Notalara
Abdullah Balak, 3 Şubat 1938’de Şanlıurfa’nın Hüseyinpaşa Mahallesi’nde,
Urfa’nın tanınmış eşrafından Osman Vehbi’nin oğlu olarak dünyaya geldi.
İlk, orta ve lise öğrenimini Şanlıurfa’da tamamladı.
1968’de Ankara Üniversitesi Fen Fakültesi Matematik Öğretmenliği’ne başladı.
1975’te memleketine dönerek Şanlıurfa Milli Eğitim Müdür Muavinliği görevine getirildi.
1976’da tekrar öğretmenliğe döndü, uzun yıllar Urfa’nın evlatlarına matematik öğretti.
1994’te Harran Üniversitesi’ne geçti.
Orada sadece ders vermedi; Urfa’nın kültürel hafızasını akademik zemine taşıdı.
Kültür Sanat topluluklarının akademik danışmanlığını yaptı.
Türk Halk Müziği korolarını kurdu, çalıştırdı ve yönetti.
1996’da üniversitede Müzik Bölümü’nü kurarak başkanlığa getirildi.
Müzik Bölümü Başkanlığı’ndan 1999’da emekli oldu.
Üniversite yıllarında musiki topluluklarında çalıştı.
11 Nisan Kurtuluş gecelerinde Ankara Radyosu’nda Şanlıurfa Kültür Derneği’ne ait koroları kurdu,
çalıştırdı ve yönetti.
Urfa Halk Müziği, halk oyunları ve giysileri üzerine araştırmalar yaptı.
Halk oyunlarında giyilen giysilerin tespitinde önemli çalışmalar yürüttü.
Halk oyunlarının derlenip düzenlenmesinde önemli bir aktör oldu.
1974’te “Kımıl” oyununun öyküsünü ve sözlerini derleyerek sahne düzenlemesini yaptı.
Urfa Lisesi ekibiyle İstanbul’da Milliyet Gazetesi tarafından düzenlenen yarışmada sergiledi
ve beğeni topladı. Bölgesel ve Türkiye çapında düzenlenen halk oyunları yarışmalarında jüri üyeliği yaptı.
Halk oyunları konusunda şu an ilimizin en önemli kaynak kişi ve araştırmacılarından biridir.
Bu çalışmalarından dolayı çeşitli kurumlardan milli kültür adına yaptığı katkılarından ötürü ödüller aldı.
Okul yıllarından itibaren korolara girdi.
Öğretmenlik yaptığı yıllarda okul korolarını kurdu,
bağlamasıyla onlara eşlik etti. Urfa’ya döndükten sonra da müzikle içe yaşadı.
Şanlıurfa Büyükşehir Belediyesi tarafından
Haliliye ilçesinde Veysel Karani Mahallesi’nde Abdullah Balak Caddesi adı verildi.
2. 40-50 Beste: “Felek Sen Ne Feleksen”in Sahibi
Abdullah Balak, sadece bizim bildiğimiz
40-50 civarında Türk Halk Müziği ve Klasik Türk Müziği formunda beste yaptı.
Beste, tasavvuf müziği ve sanat müziği tarzında yüzü aşkın eseri vardır.
Söz ve müziği kendisine ait eserlerin yanı sıra birçok anonim türküyü derleyerek
halk müziği repertuarına kazandırdı.
Besteleri zamanın ünlü sanatçıları tarafından radyo, TV, plak, bant ve CD’lerde okundu.
TRT repertuvarına giren, ağızdan ağıza dolaşan,
gurbet elde Urfalı’nın gözyaşı olan eserlerin altına onun imzası atıldı.
Bestelerinden bazıları:
Felek Sen Ne Feleksen,
Fadile,
Eminem,
Cemilem,
Kardaş Dala Konaram,
Ceylan,
Dağıdır Yar Dağıdır,
Çağırdım Bağ İçinde,
Öz Yurdum Urfa’da Garibem Bülbül,
Urfalıdır Benim Yar,
Türkmendim Rışvan Oldum,
Seherden Uyanasan,
Yarımın Adı Yaşar,
Urfa’nın Altı Bağlar,
Başında Yazma Var,
Bülbül,
Bala Ceylan,
Eyübün Sabrı Gelini,
Uykumdan Seher Uyandım,
Ah Yar Elinden,
Bülbülün Bitmez Çilesi,
Pencere Bizde Taka,
Urfa’nın Yolu Bağdır,
Baba Ben Derviş Miyem,
Ben Sıkmalı Al İsterim,
Endim Kuyun Dibine…
Derlemeleri:
Kara Çadırın Kızı,
Portakal Dilim Dilim,
Kımıl, Endim Kuyun Dibine.
İbrahim Tatlıses başta olmak üzere birçok ünlü sanatçıya beste verdi.
Onun türküleri “makam”dan çok “mazmun” taşır.
Felek’e sitem eder, sevdiğine yalvarır, Urfa’nın tozunu,
Fırat’ın suyunu sözlerine katar.
1976’da Kültür Bakanlığı uzmanı Yaşar Doruk tarafından yapılan
Urfa türküleri derleme çalışmalarında kaynak kişi ve bestekar olarak
100 eserin notaya alınmasında sesiyle,
sazıyla emek verdi.
3. “Ben Derdimi Bülbüle Anlatmışım”
Abdullah Balak Hoca,
“Ben derdimi Bülbüle anlatmışım,
Bülbülün çektiği sanki ben çekerim” derdi.
Şiirlerinde hep “felek”, “gurbet”, “yalnızlık” vardı.
Çünkü Urfa’nın insanı gibi o da çok hasret çekti.
Eserlerinde
Şiirin hafızalara kazınan o meşhur giriş dörtlüğü şöyledir:
Yara kavuşmayan gülebilir mi?
Cefa, dert çekmeyen sorabilir mi?
Âşıklar bir yerde durabilir mi?
Öz yurdum Urfa’da garibem bülbül.
Bir diğer dizeleri:
Felek sen ne feleksen
Bağrım ettin elek sen
Aldın gül yüzlü yari
Daha neme gereksen
Elbet yüzüm gülecek
Bülbül güle erecek
Bu karanlık günlerin
Bir gün sonu gelecek.
Öğrencilik döneminde yazdığı bir şiirde de feryadını döktü:
Çağırdım bağ içinde kavruldum yağ içinde
Herkes seyrana çıkmış herkes bayram çıkmış
Ben kaldım dağ içinde şu Urfa’ma gideyim
Kardeşimi göreyim şu Urfa’ma gideyim öz bacımı göreyim
Oy feleke gücüm yetmez kime şikâyet edeyim.
4. “Urfalı Serttir Merttir, Ama Evinde Hizmetçidir”
Abdullah Balak, “Bizim Urfa’nın yöresinde böyle bir anlayışımız vardır” derdi.
Urfalı’nın sertliğini, mertliğini, cömertliğini türküyle anlattı.
Doğduğu yer Yusufpaşa Mahallesi PTT arkası dedesinin evi, büyüklerine
“Ağam” demenin adabı hep anlattıklarındandı.
Sıra geceleri için de şunu söylerdi:
“Bizim dönemimizdeki sıra geceleri unutulmaz.
Bu zamanki sıra geceleri de bu zamana göre uyarlanmış sıra geceleridir.”
Araştırmacılar Urfa’ya geldiğinde mutlaka ona uğrardı.
“Ben yoksam Hasan Hayırlı’yı bulun,
o benim müridimdir” der, bilgisini paylaşmaktan kaçınmazdı.
Son Söz: Urfa Eksildi, Türküsü Kaldı
Abdullah Balak gitti ama türküleri kaldı.
Artık her “Felek Sen Ne Feleksen” çalındığında Urfa’nın yusufpaşa Mahallesi’nde bir bağlama daha sessizleşiyor.
Hakkın rahmetine kavuşan Abdullah Balak Hoca’ya Allah’tan rahmet,
ailesine, sevenlerine ve tüm Urfa’ya başsağlığı diliyoruz.
Mekânı cennet olsun.
Video Tanıtım
Galeri