Şeyh Ebubekir Türbesi
Hakkında
Şeyh Ebubekir Türbesi
Şanlıurfa’nın kadim kent dokusu içerisinde yer alan
Şeyh Ebubekir Türbesi ve Sebili, Osmanlı mimarisinin sosyo-kültürel hayatla nasıl iç içe
geçtiğini gösteren en nitelikli yapılardan biridir.
Günümüzde daha çok "ziyaret" olarak bilinen bu yapı,
aslında başlangıçta toplumsal bir hayır kurumu (sebil) olarak inşa edilmiş,
zamanla kurucusunun ebedi istirahatgâhına dönüşmüştür.
1. Tarihi Belgeler ve Kitabeler Işığında Kronoloji
Yapının tarihsel silsilesi, Osmanlı dönemi vakfiye kayıtları
ve üzerindeki kitabeler aracılığıyla net bir şekilde takip edilebilmektedir:
En Erken Yazılı Kayıt (1565): H.973 / M.1565 tarihli Sekkakizade Hoca Şakir İbni Hoca Halil Efendi
Vakfiyesi’nde yapının ismi "Şeyh Ebubekir Sebili" olarak geçmektedir.
Bu kayıt, mimari eserin XVI. yüzyılın ortalarında zaten mevcut olduğunu kanıtlamaktadır.
Sebil Kitabesi (1616): Yapının güney cephesinde yer alan H.1025 / M.
1616 tarihli ilk kitabe, sebilin işleyişi ve imarına ilişkindir.
Arapkirli Yusuf Paşa Vakfiyesi (1709): Vakfiyede "Şeyh Ebubekir Merkadi"
ifadesinin kullanılması, yapının XVIII.
yüzyıl başlarında artık bir türbe/kabir olarak nitelendirildiğini gösterir.
Onarım Kitabesi (1719):
Güney cephedeki H.1132 / M.1719 tarihli ikinci kitabe ise türbede gerçekleştirilen kapsamlı bir onarımı belgelemektedir.
2. 19. Yüzyıl Kartpostalı ve Kent Dokusundaki Değişim
19. yüzyılın sonlarına ait Fransızca yazılı bir kartpostalda (57. OURFA. Le Hâgg),
yapının o dönemki sosyal çevresi ve mimari bağlantıları net bir şekilde görülmektedir:
Yıldız Meydanı Çeşmesi:
Kartpostalın solunda (1 numara ile işaretli) yer alan çeşme, günümüzde kent hafızasında
"Yıldız Meydanı Çeşmesi" olarak varlığını sürdürmektedir.
Kaybolan Doğu Dokusu:
Yapının doğusuna bitişik duran ve fotoğrafta
(2 numara ile işaretli) açıkça seçilen geleneksel Urfa konut dokusu/yapısı günümüze ulaşamamıştır.
Doğu, batı ve kuzey yönlerinden diğer binalarla çevrili olan türbe,
zamanla etrafındaki dokunun değişmesiyle meydan kotunda tekil bir kimlik kazanmıştır.
3. Mimari Düzen ve "Şerbet Sekisi"
Kesme taştan inşa edilen yapı, kuzey-güney doğrultusunda uzanan dikdörtgen planlı ve iki mekanlı bir kurguya sahiptir:
Ana Mekân (Giriş ve Kubbe):
Güney cephenin doğu köşesindeki kapıdan girilen ilk bölüm tek kubbe ile örtülüdür.
Şeyh Ebubekir’in sandukası bu ana mekânda yer almaktadır.
İkinci Mekân (Tonozlu Geçiş):
Kubbeli ana mekândan kemerli bir geçişle ulaşılan arka bölüm ise beşik tonoz örtülüdür.
Şerbet Dağıtım Sekisi:
Cephe mimarisinin en özgün elemanı, kapının batısında yer alan geniş kemerli penceredir.
Bu pencerenin altındaki taş seki, özellikle yaz aylarında Ulu Cami’ye gidip gelen cemaate
ve yoldan geçen halka Şeyh Ebubekir'in hayratı olarak şerbet ve soğuk su dağıtılması amacıyla tasarlanmıştır.
4. Hayrat İşlevinden "Ziyaret" Kimliğine Dönüşüm
Osmanlı kent kültüründe yaz sıcaklarıyla bilinen Urfa'da halka serinletici ikramlar sunma geleneği zamanla zayıflamış
ve şerbet dağıtımı terk edilmiştir.
İşlevini kaybeden sebil mekanının, içinde yatan zatın manevi şahsiyeti ön plana çıkarılarak halk arasında bir
"ziyaret" olarak anılmasına yol açmıştır.
Yapı böylece hayır kurumu kimliğinden dini-manevi bir uğrak noktasına evrilmiştir.
Kaynakça
Gabriel, Albert. Voyages Archéologiques dans la Turquie Orientale, Paris, 1940.
Kürkçüoğlu, A. Cihat. Şanlıurfa Gravür ve Eski Fotoğraf Albümü, Şanlıurfa.
T.C. Vakıflar Genel Müdürlüğü Arşivi,
Sekkakizade Hoca Şakir Vakfiyesi
(H. 973) ve Arapkirli Yusuf Paşa Vakfiyesi (H. 1121).