360° Panorama
URFA Fotoğraflarla Evvel Zaman İçinde A. Cihat Kürkçüoğlu

Şanlıurfa Ahırvan (Ahi Evran) Camii

ali badıllı 1176. Sk. 2-16,Türkmeydanı, 63210 Eyyübiye/Şanlıurfa 274 Görüntülenme
100%
Öneri Oranı 7 kullanıcı oy verdi

Hakkında

Kaybolan Bir Kent Mirası:
Şanlıurfa Ahırvan (Ahi Evran) Camii
ve Debbağlık Kültüründeki Batıl İnanışlar
Tarihi Topografya, Sosyo-Kültürel İşlevler ve Görsel Belgeleme Işığında Bir Değerlendirme
Derleyen / İnceleme: Kent Tarihi Araştırmaları Grubu
Saha Belgeleme ve Fotoğraflar: A. Cihat Kürkçüoğlu (1978 Arşivi)

ÖZET
Bu çalışmada, Şanlıurfa’nın doğu surları üzerinde yer almış ancak günümüze ulaşamayarak tamamen yok olmuş Ahırvan
Camii’nin tarihi, mimari kalıntıları ve etrafında şekillenen halk inanışları ele alınmaktadır. 1978 yılında A. Cihat
Kürkçüoğlu tarafından gerçekleştirilen alan araştırmaları ve fotoğraflama çalışmaları,
yapının mimari izlerini tespit eden
yegâne belgelerdir. Makale, yapının isminin etimolojik kökeninden dericilik
(debbağlık) zanaatıyla ilişkisine ve toplumsal
hayattaki ritüelistik işlevlerine kadar geniş bir yelpazeyi incelemektedir.

1. Giriş ve Tarihi Topografya
Geleneksel mimari dokusunu ve zengin kültürel mirasını uzun yüzyıllar boyunca korumayı başarmış olan Şanlıurfa,
ne yazık ki kentleşme süreçleri ve bakımsızlık nedeniyle bazı anıtsal ve sivil mimarlık örneklerini kaybetmiştir.
Kaynaklarda adı geçen ancak günümüzde tamamen ortadan kalkmış bulunan yapılardan biri de Ahırvan Camii'dir.
Tarihi kaynaklar ve alan incelemeleri,

Ahırvan Camii'nin kentin doğu surları üzerinde, stratejik bir konumda yer alan
Bey Kapısı ile Harran Kapısı arasında bulunduğunu göstermektedir.
Kent savunma sistemine entegre veya sur
hattına bitişik biçimde inşa edildiği anlaşılan cami, zamanla işlevini yitirerek konut kullanımına dönüşmüş ve
nihayetinde tamamen yıkılmıştır.

2. Mimari Belgeleme ve 1978 Saha Çalışmaları
Ahırvan Camii'ne dair elde bulunan en somut veriler, araştırmacı-yazar A. Cihat Kürkçüoğlu tarafından 1978 yılında
gerçekleştirilen saha belgelemelerine dayanmaktadır.

O dönemde sivil konut (ev) olarak kullanılan yapıda yapılan
incelemelerde, camiye ait orijinal duvar izleri,
revak kemerleri ve mimari elemanlar tespit edilerek kayıt altına
alınmıştır.
Arşiv kayıtlarında yer alan belgeleme verileri şu şekildedir:

1: Ahırvan Camii'nin bulunduğu evin doğu cephesi (Fotoğraf: A. Cihat Kürkçüoğlu, 1978).
Görselde,geleneksel Urfa kesme taş işçiliği ile inşa edilmiş revaklı düzenleme ve
yapılardan kalan mimari izler net biçimde seçilmektedir.

2: Ahırvan Camii'nin bulunduğu evin içten görünümü
(Fotoğraf: A. Cihat Kürkçüoğlu, 1978). Avlu içi düzenlemesi,
taş sütun kaideleri ve devşirme mimari parçalar görülmektedir.

Şanlıurfa Mimarlık ve Kültür Tarihi Araştırmaları

Günümüzde bu yapıdan geriye hiçbir iz kalmamış olup,
söz konusu 1978 tarihli fotoğraflar yapının varlığını,
ölçeğini ve taş mimarisindeki niteliği kanıtlayan yegâne görsel belgeler durumundadır.

3. Etimoloji ve Zanaat Kültürü: "Ahırvan" ve Debbağlık
Yapının ismi olan "Ahırvan" kelimesi, Anadolu esnaf teşkilatlanmasının ve Ahilik kurumunun kurucusu kabul
edilen "Ahi Evran" isminin Urfa halk ağzındaki fonetik değişimi ve bozulmuş halidir.
Bu isim ilişkisi tesadüfi olmayıp, doğrudan kentin geleneksel ekonomik üretimiyle bağlantılıdır.

Şanlıurfa geleneksel tabakhanelerinde (debbağhâne) derilerin tüylerinden arındırılması ve işlenmeye hazır hale
getirilmesi amacıyla özel çukurlar kullanılmaktaydı.

Halk arasında "Sile" olarak adlandırılan bu çukurların
içerisinde köpek pisliği, mazı kozalağı veya sumak yaprağından hazırlanan özel bir karışım bulunmaktaydı.
Dericilik zanaatıyla özdeşleşen ve bu sile çukurlarının yer aldığı mekâna kent kültüründe Ahırvan adı verilmiştir.
Yapının Ahi Evran/Ahırvan adıyla anılması, debbağ esnafının hami velisine duyulan saygının ve mekânsal yakınlığın bir
göstergesidir.

4. Sosyo-Kültürel Boyut ve Ahırvan Suyu Ritüelleri
Ahırvan Camii ve çevresi, yalnızca bir ibadet veya üretim mekânı olmanın ötesinde,
yakın döneme kadar Urfa halk inanışlarında terapötik ve
magiko-dini işlevler yüklenmiş bir merkez niteliğindedir.
Kentte geleneksel zihniyette yer eden "pislik pisliği giderir"

(homeopatik/sempatik büyü) ilkesi doğrultusunda mekân etrafında çeşitli batıl ritüeller
geliştirilmiştir.
Evinde huzursuzluk yaşayanlar, dükkânında işleri yolunda gitmeyen esnaf veya kendisine büyü/sihir yapıldığından
şüphelenen kişiler (özellikle kadınlar), Cuma selası okunduğu sırada Ahırvan mekânına gelirlerdi. Burada
gerçekleştirilen ritüel adımları şu şekildedir:

Cuma selası esnasında sile çukurundan alınan ve "Ahırvan Suyu" olarak bilinen sıvı bir şişeye doldurulurdu.
Şişeyi dolduran kişi, sile çukurunun etrafında dönerek geleneksel mani mısralarını okurdu:

"Dağda darı harmanı,
İçinde değirmeni,
Kırk yıllık cadıların,
Ahırvandır dermanı."

Elde edilen bu sıvı, sihrin bozulacağı, evdeki huzursuzluğun sona ereceği ve rızık/kısmet kapılarının açılacağı
inancıyla huzursuzluk olan evlerin odalarına, iş yapmayan dükkânların eşiklerine ve köşe noktalarına serpilirdi.

5. Değerlendirme ve Sonuç
Şanlıurfa'nın somut ve somut olmayan kültürel mirasının kesişim noktasında duran Ahırvan Camii, bir yandan kentin
sur içi topografyasını ve kaybolan mimarisini simgelerken,
diğer yandan esnaf teşkilatlanması ve halk inanışlarının
mekâna nasıl yansıdığını göstermektedir.

Şanlıurfa Mimarlık ve Kültür Tarihi Araştırmaları 2

Yaklaşık 20-30 yıl öncesine kadar canlılığını koruyan bu batıl ritüeller, geleneksel debbağhânelerin teknolojik
dönüşüme yenik düşerek faaliyetlerini durdurması ve modernleşme süreçleri neticesinde tamamen ortadan
kalkmıştır. 1978 yılında A. Cihat Kürkçüoğlu tarafından alınan fotoğraf kayıtları,
hem fiziksel olarak yok olan bir
caminin varlığını belgelemekte hem de Şanlıurfa kent tarihinin nitelikli bir kesitini günümüze taşımaktadır.

Tarihi Bir Yanılsamanın İzinde: Ahırvan’nin Yitirilen Yapıları ve Gerçekler

Şanlıurfa’nın zengin tarihsel dokusu içinde zamanla kaybolan veya biçim değiştiren mekânlar,
çoğu zaman arkalarında hem mimari bir boşluk hem de halk arasında yayılan çeşitli inanışlar bırakır.
Prof. Dr. A. Cihat Kürkçüoğlu hocamızın değerli katkıları ve aktardığı tarihsel veriler sayesinde,
bugün “Ahırvan” olarak bilinen alandaki kayıp cami ve Ahırvan izini sürme imkânı bulduk.

Bu çalışmayı kaleme almamızdaki temel amaç;
geçmişte bu alanda yer alan caminin ve sonrasında oluşan yapının tarihi varlığını kayıt altına almaktır.
Zira söz konusu bölgeye zamanla birtakım batıl unsurlar atfedilmiş,
burası kader veya kısmet arama mekânı gibi görülmeye başlanmıştır.
Oysa ki İslam inancına göre kısmet ve rızık yalnızca Allah katındadır;
taş, toprak veya belirli mekanların insan kaderi üzerinde müstakil bir tesiri olamaz.
Dolayısıyla bu yazının amacı mistik ve asılsız inanışları meşrulaştırmak değil,
tamamen somut kent tarihini aydınlatmaktır.

Nitekim Bediüzzaman Said Nursi de eserlerinde mekanlara veya şahıslara batıl anlamlar yüklenmesini reddeder;
Risale-i Nur külliyatında sıkça vurguladığı üzere
"Asbab bir perdedir;
icad ve tesir ise kudret-i İlahiyeye aittir."
Yani sebepler ve mekanlar yalnızca birer araç veya görünür perdedir;
asıl tesir ve takdir sadece Cenab-ı Hakk'a aittir.
Yine bir başka ifadesinde "Hakiki tesir sahibi ancak Allah'tır" diyerek,
tevhid inancının özünü ve vesilelere aşırı anlam yüklenmemesi gerektiğini net bir şekilde ortaya koyar.

Sonuç olarak;
Ahırvan bölgesindeki cami ve ahırvanın kayboluşu kent tarihinin bir parçasıdır.
Bu hafızayı canlı tutarken, hurafelerden uzak durup meseleye hem tarihi gerçeklikler
hem de sahih bir inanç penceresinden bakmak en doğru yaklaşım olacaktır.

Konum

ali badıllı 1176. Sk. 2-16,Türkmeydanı, 63210 Eyyübiye/Şanlıurfa

Yol Tarifi Al
Reklam Alanı 728 × 90