ARŞİV

Mustafa Dişli Urfa'da

URFA SEVDALISI MUSTAFA DİŞLİ TIKLA 6 Görüntülenme
100%
Öneri Oranı 2 kullanıcı oy verdi

Hakkında

URFA’NIN KALBİ MUSTAFA

Makinesinin Sesi

19 Nisan 1926. Urfa sabahı. Turan İlkokulu’nun bahçesinden esen rüzgar, küçük Mustafa’nın saçını okşuyordu. Kalem tutan eli titremiyordu. Çünkü o, yazgısını taşa yazmaya gelmişti.

Yıllar geçti. Adana Öğretmen Okulu’nun koridoru, sonra Urfa Lisesi’nin sırası... Ama Mustafa’nın asıl dersi sokağın ortasında başladı. İğne iplik tutan parmak, bir gün karar verdi: Bu şehir susuz kalmayacak.

Önünde tek bir şey vardı: Dikiş makinesi. Geçim kaynağı, ekmeği, hayatı. Elini koydu, soğuk demire baktı. Bir an durdu. Sonra makineyi sattı. Cebine otobüs bileti parasını koydu. Ankara yolu göründü.

Otobüs mola verdi. Bir şişe aldı. İçine biraz ilaç damlattı. Ankara’nın soğuk koridorunda Başbakanın karşısına dikildi. Titremeden uzattı şişeyi:
"Sana Urfalı ananın gözyaşını getirdim. Çeşme başında bekleyen bacının gözyaşını getirdim. Cenaze evinin gözyaşını getirdim. Yemek pişirmek için su arayan ananın gözyaşını getirdim."

Salon sustu. Mustafa’nın yüzünde ilk defa derin bir huzur vardı. Çünkü dikiş makinesi gitmişti ama şehre su geliyordu.

Bardağın Üstündeki Yazı

1946. Hasan Âli Yücel Urfa’ya geldi. Kahvehane duman altındaydı. Mustafa eline bir çay bardağı aldı. Altına eğilip tek cümle yazdı: "Urfa’ya lise istiyoruz." Bardağı masaya bıraktı. Bakanın gözü bardağa takıldı. O gün Urfa’ya ilk lise kapısı aralandı. Kapıyı açan Mustafa Dişli oldu.

Bir gece perdenin arkası karanlıktı. Genç bir delikanlı titriyordu. Mustafa omzuna dokundu: "Soyadın neydi senin?"
"Tatlı" dedi çocuk.
Mustafa mikrofonu eline aldı, salona döndü: "Karşınızda İbrahim Tatlıses!"
O an bir ses doğdu. O ses Ankara’ya kadar gitti. Mustafa götürdü, sahneye çıkardı. Çünkü Urfa’nın sesi duyulmalıydı.

Balıklıgöl’ün Dalgası

Deniz olmayan şehirde dalga yaratmak kolay değildi. Ama Mustafa Balıklıgöl’ün kıyısına indi. Çocukları topladı. Su topu öğretti, yüzme öğretti. Gölün suyu altın madalyaya dönüştü. Yedi tane. Denizsiz Urfa’ya yedi tane zafer geldi.

Sarı-yeşil bir forma çizdi. Logoyu kendi eliyle tasarladı. Urfaspor doğdu. Bir maçta yan ağlara giden topa hakem gol dedi. Düdük çaldı. Mustafa’nın hakemlik hayatı bitti. Umursamadı. Çünkü Urfaspor kazanmıştı. Ona bu yetti.

Kartvizitini cebinden çıkardı. Üstünde tek satır vardı:
Mustafa Dişli / Urfa
Başka unvana ihtiyacı yoktu.

Perde ve Acı

Gece tiyatro ışığı yüzüne vurdu. "Asvalt Yolda Şaşırmışam" dedi, "Yurdum İçin Kore’ye Gidiyorum" dedi, "11 Nisan Urfa’nın Kurtuluşu" dedi. Kalem oynadı, perde açıldı. Şiir yazdı. "Dumanlı Dağlar" kitabı rafa kondu. "Aney" şiiri dilden dile dolaştı. 30 filmde rol aldı. Hüseyin Peyda’nın karşısında "Mezarımı Taştan Oyun"da, Eşref Kolçak’la "Erkek Ali"de, Yılmaz Güney’le "Hudutların Kanunu"nda durdu.

Ama 11 Nisan 1959... Kurtuluş töreni yine ona verildi. Evde dört yaşındaki Şahin ateşler içinde yatıyordu. Mustafa oğlunun alnına öpücük kondurdu, alana koştu. Tören bitti, eve döndü. Şahin yatakta cansız yatıyordu.

O gün Mustafa’nın saçı ağardı. Bir gecede ömür geçti.

Abuzer Akbıyık sonra yazdı: "Mustafa hayattayken şanssızdı, şanssızlığı ölümünden sonra da devam etti."

23 Nisan gelince oğlu için diktiği kıyafet sandıkta kaldı. Mustafa sandığı açtı, baktı, kapattı.

Son Bölüm: Kartvizit

1 Kasım 1985. Urfa sessizdi. Mustafa Dişli toprağa verildi. Ama gittiği yerde de kartviziti aynıydı: Mustafa Dişli / Urfa.

Çünkü o, dikiş makinesini satıp şehre su getiren adamdı. Bir gence ad veren, bir takıma renk veren, bir göle madalya getiren adamdı.

Urfa bugün su içiyorsa, o sudaki damla Mustafa’nın gözyaşıdır.
Urfa bugün sahnedeyse, o sahnedeki ışık Mustafa’nın nefesidir.

Değerli sanatçımızı saygı ve özlemle anıyoruz.

Video Tanıtım

Konum

URFA SEVDALISI MUSTAFA DİŞLİ TIKLA

Yol Tarifi Al
Reklam Alanı 728 × 90